Beyin Ölümü Sonrasında Kalp Ne Kadar Çalışır ?

Klinik incelemleri ve nörolojik testler neticesinde beyin ölümü tanısı konulan hastalarda, kalbin çalışmaya devam etmesi yaşam destek ünitesine bağlı olduğu unutulmamalıdır.

Beyin Ölümü ve Kalbin Çalışması

En genel tabir ile beyin ölümü; vücut sistemlerini kontrol altında tutan beyinin, fonksiyonlarını tekrar yerine gelemeyecek şeklide yitirmesidir. Tıp terminolojisine 1950’li yıllardan sonra girmeye başlayan beyin ölümü kavramı ile bireyin yaşamını devam ettiren kalptir algısı ortadan kalkarak yerini sinir sistemi fonksiyonları olmaksızın vücut fonksiyonları olmaz ifadesine bıraktığının altını çizmek ve bu durumun özellikle gelişen teknolojinin tıbbi çalışmalara en büyük getirisi olan yoğun bakım odalarının kurulması ve geliştirilmesinden sonra belirgin bir şekilde ortaya çıktığını ifade etmek gerekir.

Bu aşamada değinilmesi gereken nokta; bitkisel hayat ve beyin ölümü kavramları arasındaki farktır. Toplumsal yaşam içerisinde bu iki kavram her ne kadar aynı anlama geliyormuş gibi kullanıyorsa da, tıp literatüründe durum böyle değildir. 

Bitkisel hayat durumunda, bireyin yitirdiği fonksiyonlarının bir kısmını geri kazanması ihtimali mevcut iken, beyin ölümünde bu tarz bir durum söz konusu olmayıp kaybedilen fonksiyonların geri kazanılmaz. 

 Hastaya beyin ölümü tanısının koyulabilmesi adına Türkiye özelinde bakıldığında iki hekimin ortak kararı yeterlidir. Hekimlerin kararını etkileyen noktalar;

  • Beyin sapının reflektif davranışlar gösterememesi.
  • Hastanın soluk alışverişini gerçekleştirememesi.

şeklide ifade edilebilir. Hasta ilk kez muayene edildikten sonra hastanın yaşına ve beyin ölümünün nedeni göre ikinci muayenenin süresi değişkenlik gösterir. Örneğin; kalbin durmasından ötürü beyine kan gitmemesi gibi bir ihtimal mevcut ise ilk muayene ile ikincisi arasındaki süre 24 saat olarak belirlenir. İki aydan küçük hastalar için bu süre 48 saat iken, iki ay ile bir yaş arasındaki hastalar için ise 24 saattir. Elbette tanının koyulabilmesi yalnızca kliniksel incelemeler sonucunda koyulamayacağını ve birtakım testler yapılmasın gerektiğinin altını çizmek gerekir.

Yönetsel fonksiyonlarını yitiren hastanın kalbinin ne kadar daha çalışacağının kesin bir şekilde tespiti söz konusu değildir. Diğer bir ifadeyle; hastanın işlevsel fonksiyonlarının geri kazanılamaması durumunda, kalbin çalışmasını sağlayan yoğun bakımlardaki yaşam destek üniteleridir. Türkiye özelinde bakıldığında yasalar, beyin ölümü gerçekleşen hastanın ailesinin izni olmadan yaşam destek ünitesinden kopartılmasını yasaklar. 

Tüm bunlara bakıldığında; toplum arasında makineye bağlanmak olarak tabir edilen durum, hastanın kalbinin ne kadar uzun atacağının da belirleyicisi olacaktır. Yani, beyin ölümü gerçekleşen bir hastanın kalbi, hasta yaşam destek ünitesinden kopartılana denk atmaya devam edecektir ifadesini kullanmak hiç şüphesiz yerinde olacaktır.

 Beyin Ölümü Tanısı Sonrasında Kalbin Çalışması

Bir önceki paragraflarda da ifade edildiği gibi hastanın yönetsel fonksiyonlarını geri dönüşsüz bir şekilde ortadan kalkması manasına gelen beyin ölümü tanısı koyulabilmesi adına birçok farklı parametrenin ve testin dikkat alınması gerekir. Şüphesiz bu aşamada dikkate alınan testlere kısaca değinmek, konunun anlaşılırlığı açısından yararlı olacaktır.

Hastaya beyin ölümü teşhisi konulması adına, klinik incelemelerden sonra uygulanan testleri şu şekilde detaylandırmak mümkündür;  

  • Elektriksel aktivitesindeki kayıpları tespit eden elektroengefolografi (EEG), beyin korteksi hakkında detaylı bilgi verirken, beyin sapı noktasında yetersiz kalır. Dezavantajları olmasına rağmen tanı noktasında en sık tercih edilen testlerden biridir.
  • Nörolojik testler grubuna dahil edilen somatosensoriyal uyarılmış yanıtlar testi; hastaya verilen uyarılara karşılık alınan yanıtlara göre tanı noktasında fikir edinilmesini sağlayan bir testtir.

Görüldüğü üzere hastaya tümüyle bir tanı koyabilmek adına kliniksel incelemelerin yanında birtakım testler de uygulanarak, durumun kesinliğinden emin olunmak istenir. 

Yoğun bakım ünitesinde beyin ölümü gerçekleşen hastaların, kalplerinin atmaya devam etmesi yaşam destek ünitesi ile mümkündür. Aksi takdirde, fonksiyonlarından mahrum kalan bir vücuda kalbin kan pompalaması gibi bir şey söz konusu değildir. Toplum arasında her ne kadar yanlış bir bilgi olarak yer etmiş olsa da, hastanın yitirdiği fonksiyonlarını geri dönüş söz konusu olmayıp, hastanın yaşantısının devamı kalbin çalışmasını düzenleyen yaşam destek ünitesine bağlıdır. 

 Dolayısıyla “Beyin ölümünden sonra kalp ne kadar çalışır ?” sorusunun yanıtına kesin bir ifadeyle cevap vermek mümkün değildir. Unutulmaması gereken nokta; kalbin kendi fizyolojisi içerisinde kan pompalama işlevini yerine getiremeyeceği, bu nedenle hastanın yaşam destek ünitesine bağlanmasının zorunlu olduğudur.

 



Kullanıcı Yorumları ve Oyları

1 yıldız2 yıldız3 yıldız4 yıldız5 yıldız (Sizin oyunuz ilk olsun)
Loading...

© 2019 – Kalp Hastalıkları ve Tedavisi. Tüm Hakkı Saklıdır.

Okumakta olduğunuz bütün makalelerin hepsi bilgilendirme amacı ile hazırlanmaktadır. Okuduğunuz bütün tedavi metotları, ilaç isimleri doktor kontrolünde uygulanması gerektiği gibi, beslenme önerileri ise diyetisyen kontrolünde uygulanması gerekmektedir.